İki TÜBİTAK 1001 Projesinden Potansiyel Antikanser İlaç Adaylarına

İki TÜBİTAK 1001 Projesinden Potansiyel Antikanser İlaç Adaylarına

Kanser, tek bir hastalık değil; farklı moleküler mekanizmalara sahip çok sayıda hastalık grubunu kapsayan karmaşık bir sağlık problemidir. Bu nedenle yeni ve seçici moleküllerin geliştirilmesi, kanser araştırmalarının temel çalışma alanlarından biri olmaya devam etmektedir.

Prof. Dr. Koray SAYIN’ın yürütücülüğünde başarıyla tamamlanan iki TÜBİTAK 1001 projesinde de bu ihtiyaca yönelik araştırmalar gerçekleştirilmiştir.

Yeni moleküller neden araştırılıyor?

Mevcut tedaviler önemli sonuçlar sağlasa da direnç gelişimi, istenmeyen etkiler ve kanser türleri arasındaki biyolojik farklılıklar yeni ilaç adaylarının araştırılmasını gerekli kılmaktadır.

Yeni bir molekül geliştirilirken yalnızca hedef hücre üzerindeki etkinliğine değil; seçiciliğine, kararlılığına, olası toksisitesine ve hedef proteinlerle etkileşimine de bakılması gerekir.

İki TÜBİTAK 1001 projesinde özgün moleküler yapıların tasarlanması ve potansiyellerinin çok yönlü yöntemlerle değerlendirilmesi hedeflenmiştir.

Çok aşamalı bir araştırma süreci

Potansiyel bir ilaç adayının belirlenmesi tek bir test sonucuna dayandırılamaz. Araştırma süreci genel olarak;

  • Moleküler tasarım,
  • Organik sentez,
  • Yapısal doğrulama,
  • Hesaplamalı modelleme,
  • Molekül–hedef etkileşimlerinin incelenmesi,
  • Hücre temelli biyolojik analizler,
  • Sonuçların karşılaştırmalı değerlendirilmesi

gibi aşamalardan oluşmaktadır.

Hesaplamalı kimya yöntemleri, sentezlenen moleküllerin biyolojik hedeflerle nasıl etkileşebileceği hakkında öngörü sağlamaktadır. Deneysel çalışmalar ise bu öngörülerin gerçek biyolojik sistemlerde karşılık bulup bulmadığını göstermektedir.

Potansiyel ilaç adayı ne anlama geliyor?

Projelerde elde edilen sonuçlar doğrultusunda kanser araştırmalarında ileri incelemelere taşınabilecek umut vadeden moleküller belirlenmiştir.

Ancak “potansiyel ilaç adayı” ifadesi, ilgili molekülün doğrudan tedavide kullanılabileceği anlamına gelmez. Bir adayın ilaç hâline gelebilmesi için;

  1. Etkinliğinin farklı modellerde doğrulanması,
  2. Sağlıklı hücreler üzerindeki etkisinin belirlenmesi,
  3. Toksisite çalışmalarının yapılması,
  4. Farmakokinetik özelliklerinin incelenmesi,
  5. Hayvan deneylerinin tamamlanması,
  6. Klinik araştırmalarda güvenlilik ve etkinliğinin gösterilmesi

gerekmektedir.

Bu nedenle ulaşılan sonuçlar bir tedavi iddiası değil, uzun ilaç geliştirme sürecinin bilimsel başlangıcıdır.

Proje çıktıları için patent başvuruları

İki TÜBİTAK 1001 projesinde elde edilen özgün sonuçların fikri mülkiyet haklarının korunması amacıyla patent başvuruları gerçekleştirilmiştir.

Patent başvuruları sayesinde geliştirilen moleküllerin yenilikçi yönlerinin korunması, ileri Ar-Ge çalışmalarına taşınması ve gelecekte sanayi iş birlikleriyle değerlendirilmesi hedeflenmektedir.

Patent süreci devam ederken moleküllerin yapısal ayrıntıları, sentez reçeteleri ve kritik teknik bilgiler kontrollü biçimde paylaşılmalıdır.

Gelecekteki çalışmalar için bilimsel temel

Tamamlanan projeler; yeni moleküllerin geliştirilmesinin yanında araştırma ekibinin sentez, hesaplamalı kimya, hücre temelli analiz ve fikri mülkiyet yönetimi yetkinliğini de güçlendirmiştir.

İki TÜBİTAK 1001 projesiyle ulaşılan potansiyel antikanser ilaç adayları, tamamlanmış bir tedavi değil; yeni ve daha kapsamlı araştırmalar için oluşturulmuş güçlü bir bilimsel başlangıçtır.


(0) Yorum
Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

E-bültenimize Kaydolun!

İletişime geç

Bu websitesi İzcosoft e-ticaret sistemleri ile hazırlanmıştır.